Koroner Arter Hastalığı

Kalbi besleyen atardamarlarda ateroskleroz (damar sertliği) oluşması sonucu daralması nedeni ile meydana çıkan hastalığın adına koroner arter hastalığı adı verilir. Bu hastalıkta koroner damarlarda çoğu zaman, öncelikle kolesterol ve kalsiyum olmak üzere bazı  maddeler birikir ve bu maddelerin birikimi sonucu zamanla damarlarda plak oluşumu ve daralmaya neden olur. Bu daralmadan dolayı da kalbin beslenmesi bozulur.

Koroner arter hastalığının kliniği değişkendir. En sık görülen klinik bulgu Angina Pektoris olarak adlandırdığımız göğüs ağrısıdır.

Angina pektoris olarak ta adlandırılan göğüs ağrısı

Göğüs ağrısı egzersiz, ağır yemek sonrası, emosyonel stresle, soğukla ortaya çıkabilir ve tekrarlayabilir. Hastalar göğüslerinde baskı, gerginlik, yanma şeklinde de şikayetlerini tarif edilebilir. Ağrı sol kolun dış yüzüne yayılabilir ve bazan bulantı, nefes darlığı ile birlikte olabilir. Semptomlar boğaza, çeneye, sırt ve karın bölgesine yayılabilir.

Ağrı eğer istirahatte de oluyorsa, ağrının sıklığı ve süresinde artış oluyorsa o zaman Akut Koroner Sendrom olarak adlandırılır. Burada kalp kasının oksijen ihtiyacı ile sunumu arasınde bir dengesizlik vardır. Kalp kasının ihtiyacının çok altında bir oksijen sunumu vardır.

Kalbin kan ihtiyacını karşılayan ve “koroner arter” adı verilen damarların ani tıkanması sonucunda kalp hasarı oluşması tablosuna Miyokard İnfarktüsü (Kalp Krizi ) denir. Kan akımı bozulunca, ciddi bir ritm bozukluğu ile ani ölüm gelişebilir veya kriz, ani ölüme yol açmadan ama kalp kas dokusunun bir kısmının kaybına, kalp kapakçıklarında yetmezliğe, anevrizma adı verilen sol kalpte balonlaşmaya neden olabilir. Belirtiler kalp krizinden şüphelenmemizi sağlar, ama tanı koydurmaz. Kesin tanı klinikte CKMB ve Troponin-I veya Troponin-T gibi laboratuar testleri ve kalp elektrosu (EKG) bulguları ile konur.

Koroner arter hastalığının nedenleri nelerdir?

Koroner arter hastalığı her yaşta görülebilir fakat yaşın ilerlemesi bu hastalık için en önemli bir risk faktörü olduğu gibi, erkeklerde 50-60, kadınlarda 60-70 yaşlarından sonra görülme oranı daha yüksektir. Kadınlarda daha geç ortaya çıkmasının nedeni olarak kadınlık hormonu olan östrojenin koruyucu etkisi gösterilmiştir. Koroner arter hastalığı erkeklerde kadınlara oranla 4 kat fazla görülür.

Koroner arter hastalığında genetik yatkınlık da önemli bir etkendir, ailesinde genç yaşta kalp krizi geçmişi olan bireylerde hastalığın gelişme riski daha yüksektir.

Düzensiz beslenme zararlı kan yağlarının oluşmasına zemin hazırlar ve damar sertleşmesine neden olur. Stresli ve hareketsiz yaşam, egzersize zaman ayırmama gibi yaşam şekli olan bireylerde de koroner arter hastalığı gelişme riski oldukça yüksektir.

Şeker hastalığı, hipertansiyon,kronik böbrek yetmezliği gibi bazı hastalıkların da koroner arter hastalığına neden olduğu bilinmektedir.Sigara, diğer bir çok hastalıkta olduğu gibi koroner arter hastalığının en önemli nedenleri arasındadır.

.

Koroner arter hastalığından nasıl korunuruz?

Bütün yukarda sayılan  risk faktörlerinden aile, yaş, cinsiyet dışındakiler önlenebilen risk faktörleridir.

Sigara içilmemelidir, sigara en önemli risk faktörlerinden biridir. Alkol ve kahve kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek kolestrol düzeyleri diyetle veya statinler olarak bilinen ilaçlarla  tedavi ile normal düzeylere çekilmelidir. Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapılmalıdır. Fazla kilolardan kaçınılmalı, boya göre uygun olan kiloya inilmelidir. Eğer yüksek tansiyon veya şeker hastalığınız varsa bunların diyet ve ilaçla kontrol altına alınması önemlidir. Ayrıca stresli yaşantıdan da uzak durulmalıdır.

Tedavide neler yapılır?

Tedavi ilaç tedavisi, kasıktan veya bilekten kateter yoluyla koroner damara ulaşarak darlık olan bölgeye stent konması ve cerrahi tedavi(bypass ameliyatları) olarak tarif edilebilir. Hangi tedavi yönteminin uygulanacağı kararı yapılan tetkikler sonrasında birçok değişken (hastalıklı damar sayısı, damardaki darlığın derecesi, kalp kasının kasılma gücü, hastanın ilaç tedavisine yanıtı, hastanın yaşı vb) göz önünde bulundurularak, uzman hekimlerce değerlendirilerek verilmektedir. Bu nedenle her hasta için tedavi, o hastanın özel şartlarına bağlı olarak değişik olabilir.

Stent işlemi:

Stent işlemi (Balon anjiyoplasti ve stent) kalbe giden kan akışını artırmak amacıyla, daralmış koroner arterleri açmak için yapılan cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir. Kasık veya el bileği atardamarı yoluyla koroner damara ulaşılır. İlk olarak darlık içinde bir balon şişirilerek darlık açılır, tekrar daralmaması için bu kısma bir stent yerleştirilir. Günümüzde ilaçsız, ilaçlı ve eriyebilen stentler kullanılmaktadır.

Koroner anjiyografi esnasında daralmış veya tıkanmış koroner arterler saptandığında hekim ve hastanın ortak kararı ile aynı seansta veya planlı olarak ayrı bir seansta anjiyoplasti ve stent yöntemi ile tedavi edilebilir. Bu kararın verilmesi hastanın klinik durumuna göre değişkenlik gösterebilir.

Koroner bypass ameliyatı:

Koroner arter hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi yetersizse ve koroner darlıklar stent işlemi için uygun değilse o zaman koroner bypass ameliyatı kaçınılmaz olur.

Ameliyat kararı verildikten sonra hasta elektif, acil, çok acil gibi ameliyat zamanlaması açısından değerlendirilir: Daha sonra da cerrahi yaklaşımın şekli belirlenir.

Cerrahi yaklaşım iki şekilde olabilir

1-Kalp durdurularak (kardiyoplejik arrest) ve kalp akciğer makinesi (kardiyopulmoner baypas) yardımıyla koroner bypass.

2-Kalp durdurulmadan çalışan kalpte koroner bypass (OPCABG).

Ameliyat öncesi hastalara kalp anjiyografisi yapılarak koroner damarların yapısı, darlıkların yerleri, kalp kapakçıklarının durumu, kalbin kasılması değerlendirilir. Çok acil koroner anjiyografi yapılan ve hemodinamik olarak bozulan hastalarda perkütan olarak acil müdahale yapılamıyorsa intra-aortik balon pompası konulur ve hasta hemen cerrahiye verilir. Eğer cerrahi endikasyon çok acil değil de acil şeklinde koyuldu ise işlem aynı yatışı süresi içerisinde yapılır. Durumu stabil olan hastalarda ise koroner bypass elektif şartlarda yapılır.

Kalbin kendi damarlarındaki (koroner arterler) daralmanın ilerisine vücudun başka yerlerinden alınan damarlarla  köprüleri oluşturma işlemine koroner by-pass ameliyatı adı verilir.  Koroner arter by-pass ameliyatında en sık kullanılan damarlar; Bacak toplardamarı (safen ven),göğüs ön duvarını besleyen atardamar (internal Mamarian Arter, IMA), kol atardamarı (radyal arter) ve karın içi atardamar (GEA) olabilir.

 

Günümüzün modern ameliyat tekniği ve teknolojisi sayesinde hastalar, açık kalp ameliyatından çok kısa bir süre sonra  (yaklaşık 5-6 gün) hastaneden taburcu olabilirler. 6-8 hafta içinde, hiçbir kısıtlama olmadan (araba kullanmak ve cinsel yaşam dahil) normal yaşamlarına dönebilirler.

Unutulmamalıdır ki Koroner bypass ameliyatı, nedenleri değil sonuçları ortadan kaldıran bir işlemdir. Ateroskleroz dediğimiz damar sertliği sistemik ve ilerleyici bir hastalıktır, eğer önlem alınmazsa  ameliyat sonrası dönemde de koroner arter problemleriyle hastalar karşılaşabilir. Hastaların değiştirilebilen risk faktörleri, kontrol altında tutularak  tekrar problemlerle karşılaşma olasılıkları azaltılır. Yeni damarların ömrünü uzatmak amacıyla sigara mutlaka bırakılmalı, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon kontrol altına alınmalı, stresli yaşamdan uzak durulmalı ve kontrolsüz şeker hastalığı gibi risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, uygun diyet ve ilaç tedavisinin  önemi büyüktür. Bu önlemler, ameliyatın uzun dönem başarısını artırır.

 

Üç damar koroner bypass ameliyatı