Kalp ve beyin dışındaki damarlar periferik damarlar olarak adlandırılmakla birlikte periferik arter hastalığı dendiğinde sıklıkla bacakları tutan atardamar hastalığı anlaşılır. Atardamarlarda kanın geçişini engelleyecek daralma veya tıkanma durumunda periferik arter hastalığı veya tıkayıcı damar hastalığından bahsederiz.

Tıkayıcı damar hastalıklarını kronik (uzun sürede yavaş gelişen) veya akut (aniden gelişen) olarak ikiye ayırabiliriz.

Kronik tıkayıcı damar hastalığı nedir?

Kronik tıkayıcı damar hastalığının birçok nedeni olmakla beraber, en sık görülen nedeni ateroskleroz yani başka bir deyişle damar sertliğidir. Ateroskleroz tek bir damar bölgesinden çok tüm atardamarları tutabilen  sistemik bir hastalık olduğu için, bacak atardamar hastalarında beyin ve koronr arter hastalığı da buna eşlik edebilir. Periferik arter hastalarında kalp krizi geçirme ve felç riski normal populasyona göre daha fazladır. Bu nedenle periferik arter hastalığı tanısı konulduğunda, hastalar kalp ve beyin damar hastalığı yönünden de araştırılmalıdır.

Damar sertliğine bağlı kronik tıkayıcı damar hastalığı gelişmesi ve bulguların ortaya çıkması zaman alan bir süreçtir. Eğer erken  farkına varılabilirse engellenebilir risk faktörlerine yönelik tedavilerle süreç yavaşlatılabilir ve hatta durdurulabilir. Başlıca risk faktörleri arasında, sigara, obezite, hipertansiyon, hiperlipidemi, hareketsiz yaşam tarzı, diabetes mellitus,  yaşlılık sayılabilir. Erkeklerde kadınlara oranla daha sık karşılaşılmaktadır.

Hastalığın erken dönemlerinde hastaları hiçbir şikayeti olmayabilir. Damarda daralmanın olduğu seviyenin altında kalan kısımlarda  zamanla daralığın ilerlemesiyle dolaşım yetersizliği meydana gelir. Özellikle yol yürüme, merdiven çıkma , yokuş çıkma esnasında kan akımının yetersiz kalmasına bağlı olarak baldır, uyluk, kalça kaslarında ağrı ve kramplar meydana gelir. Ağrı ve kramplar dinlenme ile geçer.  her iki bacak arasında sıcaklık farkı, kıllarda dökülme, tırnak veya parmaklarda şekil bozuklukları görülebilir. Hastalık ilerledikçe hastanın ağrısız yürüme mesafesi kısalır. Ağrısız yürüme mesafesi 200 metrenin altına inen hastalarda stent veya cerrahi girişim gerekebilir. Kollateral damarlar adı verilen sonradan oluşan yan damarlar aracılığıyla başlangıçta uzuvda kan dolaşımı devam edebilir, fakat hastalığın ilerleyen aşamalarında darlık arttıkça istirahat halinde de ağrı şikayeti olmaya başlar. Bu ağrı özellkle geceleri artar.  Darlığın seviyesine bağlı olarak erkek hastalarda  erektil disfonksiyon görülebilir. Eğer hastalarda istirahat ağrısı varsa veya yara gelişmiş ise kritik bacak iskemisinden bahsedilir. Kritik bacak iskemisi çok ciddi bir durumdur, geciktirmeden girişim gerektirir. Aksi takdirde uzuv kaybına kadar gidebilir.

Tanı nasıl konur?

Hastada yukarıda sayılan şikayetlerin olması ve risk faktörlerinin bulunması yol göstericidir. Muayene esnasında damarların  birinde veya birkaçınında nabızların alınamaması önemli bir bulgudur. Ayrıca yapılan kan testlerinde kan şekeri, lipid ve kolestrol seviyelerinin yüksek olması tanıyı destekler niteliktedir. Poliklinik şartlarında basit bir el doppler cihazı ve tansiyon manşonu yardımı ile bacaklarda ve kollarda kan basıncının ölçülüp birbirine oranlanması basit, güvenilir ve ağrısız bir yöntemdir.

Ultrason, ağrısız, kolay, hızlı ve girişmsel olmayan bir tetkik olup genellikle periferik arter hastalığının tanısı ve takibinde en sık kullanılan yöntemdir. Kan akımı, damar duvarı ve plak yapısı hakkında bilgi verir. Bilgisayarlı tomografik anjiografi (BTA) ve Manyetik rezonans görüntüleme anjiografi (MRA), damar içindeki daralma, damar ve plak yapısı, tıkanıklık, damarın çevre dokularla ilişkisi,  dolaşımla ilgili daha detaylı görüntüleme ihtiyacı olduğunda başvurulan tetkiklerdir. Anjiografi  yukarıda bahsedilen daha az invazif tetkiklerle yeterli detaya ulaşılamazsa, cerrahi ya da girişimsel bir tedavi planlanması aşamasında diğer yöntemlerde elde edilen bulgular arasında çelişkili sonuçlar mevcutsa uygulanabilir.

Tedavi için neler yapılabilir?

Tedavide cerrahiden mümkün olduğunca kaçınmak gerekir, ameliyat en son seçenek olmalıdır.  Öncelikle yapılması gereken eğer hastalar sigara içiyorsa, mutlaka bırakılmalıdır. Sigara hem cerrahi hemde ilaç tedavisinin başarı şansını oldukça azaltmaktadır.  Kan kollesterol seviyesi yüksekse, ilaçlarla mutlaka düşürülmelidir. Tansiyon yüksekse kontrol altına alınmalıdır. Kan sulandırıcı ilaçlar ve kollateral adı verilen yan damarların oluşumunu hızlandıran ilaçlar tedaviye ilave edilir. Hastanın ağrısı olsa bile dinlenerek yürüyüş tavsiye edilir.

Yukarda sayılan tüm önlemlere rağmen hastanın şikayetleri azalmıyorsa ve yürüme mesafesi 200 metrenin altında ise, hastanın yaşı, genel durumu, aktivite durumu da dikkate alınarak girişim önerilebilir. Eğer hastada istirahat ağrısı ve ayakta yara varsa mutlaka girişimsel veya cerrahi tedavi önerilir.

Akut damar tıkanıklığı nedir?

Akut damar tıkanıklığı çoğunlukla ateroskleroz  (damar sertliği) nedeni daralmış bir atardamarın darlık olan yerde gelişen pıhtı (trombüs) ile aniden tıkanması ya da kalpten kaynaklanan bir pıhtının (emboli) giderek herhangi bir damarı tıkaması sonucu gelişir. Hem damar sertliği hemde kalpten kaynaklanan nedenlere bağlı gelişen ani damar tıkanıklığında, tıkanan damar içinde pıhtı oluşmuştur ve bu pıhtı damar içinde yukarı ve aşağı ilerleyerek damarları tıkar. Bu tür bir olay gerçekleştiğinde tıkanma oluşan bölgenin ilerisine gidecek olan kan akımı durur. Olay kısa sürede oluştuğu için darlığın ötesine kan getiren kollateral dediğimiz yan damarlar oluşamaz ve kan akımı durduğu için o bölgede kangrene kadar gidebilecek acil hastalık tablosu ortaya çıkar. Akut arter tıkanıklığı bacak damarlarında daha sık olmakla beraber, vücutta başka herhangi bir damarda da görülebilir.

Hastalarda tıkanan damarın beslediği bacak veya kolda  genellikle  ani başlayan, ağrı kesicilere cevap vermeyen şiddetli ağrı olur. Etkilenen uzuv soğuk ve soluktur. Birkaç saat sonra ağrı devam etmesine rağmen uzuvda dokunma ve diğer duyular kaybolur. Bu belirtilere zaman ilerledikçe genellikle o bölgede felç oluşması da eşlik eder. Akut arter tıkanıklığı acil bir durumdur ve zamanında tedavi edilmez ise etkilenen uzuv morarır, birkaç gün içinde siyahlaşır ve kangren oluşur.

Tedavi için neler yapılır?

Akut damar tıkanıklığı acil tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır. Tedavisinde boşa harcanan her saat hastanın uzuv kaybı ve ölüm riskini arttırmaktadır. Akut damar tıkanıklığı teşhis edilince vakit kaybetmeden tıkanıklığa neden olan pıhtının daha fazla ilerlemesini önleme amacı ile kanın pıhtılaşmasını önleyen kan sulandırıcı ilaç tedavisine başlanır. Uygulanacak diğer tedavi yöntemleri ise oluşan pıhtının  ameliyat ile damardan çıkarılması veya kateter yöntemi ile pıhtıyı eritme işlemidir.